ForumCSDark

ID: 120509 Kategori: League of Legends Konu Sahibi: BeyDesigN 1 Yorum 25 Okunma
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Kaybettiklerimiz İçin - Hikaye
ChromaX Theme
Grafik Ekibi
Grafik Ekibi
586
konular
2,262
mesajlar
24 Eyl 2018
Kayıt Tarihi
511
Forum Puanı
Seviye: 41 [Level]
Toplam Puan: 22,634
Rütbe 102 / 1020
91% kaldı

Rütbe
Aktiviteler 924 / 22634
97% kaldı

Aktiviteler
Deneyim 81
19% kaldı

Deneyim
#1
16-03-2020, Saat: 03:59
Nerimazeth'in kalıntılarına indiğimde, kendimi göğe sıçrayıp alev alev yanan semavi sihir içinde süzülerek gelmiş gibi değil, yere çakılmış gibi hissediyorum.
Sonuçta sadece insanım.
Etrafımı çeviren kum tepelerinde, Targon Dağı'nın tapınaklarından çok uzakta olan Solari savaşçılardan oluşan bir Ra'Horak müfrezesi savaşıyor. Elli asker, benim bir anda ulaştığım çölün derinliklerine doğru üç haftadır ilerlemekte. Kendilerininki azalırken artmakta olan bir gücü araştırmaya gidiyorlar. Taptıkları güneş burada o kadar daimi ve kuvvetli parlıyor ki sanki geçmişin gölgeleri kumlara dağlanmış. Çoktan yok olmuş bir imparatorluktan geriye sadece onların siluetleri kalmış. Binalar artık kum tepeleriyle kaplı. Bir zamanlar insanları göklere yükseltmeye yarayan bir güneş artık kararıp yere düşmüş.
Shurima burada doğup burada ölmüştü. İlk Yükselmişler Nerimazeth'te vücut bulmuştu. Amaçları Shurima'yı tehditlerden korumak olan bu varlıklardan imparatorluk yıkıldıktan sonra da sağ kalanlar yüzyıllar süren savaşlar yüzünden delirdiler ve durdurulabilene kadar dünyayı altüst ettiler.
Ama benim çok iyi bildiğim üzere, Shurima kibrinin doğurduğu bazı canavarlar hâlâ yaşıyor...
Miğferimin yanından bir mızrak süzülüyor. Kulaklarımda metal sesi yankılanıyor. Sonra bir daha, bir daha. Ra'Horaklar tüm güçleriyle saldırınca, çınlama yükselip tam bir savaş narasına dönüşüyor. Ama gökyüzü çelikle dolarken bir sihir patlaması yıkıntıları yarıp dümdüz ederek mızrakların yolunu kesiyor.
Toz yatışınca onu karşımda buluyorum. Buraya gelme sebebim. Yönetmek istediği imparatorluk kadar harap, alev alev yanan bir yaratık karşıma dikiliyor. Daha önce gördüğüm Yükselmişlerden hiçbirine benzemiyor. Bu yıkık şehri ele geçirmiş ve tekrar ayağa kaldırmak isteyen paramparça bir ilah.
Ama... o da bir zamanlar insandı.
Ona bunun anlamını, yok olmakla burun buruna gelmişken nefes almanın ne demek olduğunu hatırlatacağım. Sadece ona değil, hepsine.
Ra'Horaklardan biri “İlah savaşçı!” diye bağırıyor. “Onu yenemiyoruz!”
Karşılık olarak, “O zaman seyredin bakalım bir ilah nasıl ölüyormuş!” diye kükreyip mızrağımı kaldırarak yaratığa hücum ediyorum. Mızrak onların, yani ilahların ve yıldızların gücüyle parlıyor. Kaslarım sihrin o tuhaf ağırlığını taşıyabilmek için zorlanıyor. Bu sırada yaratık harap olmuş bedeninden bir sihir patlaması daha salıyor. Mızrağım Ra'Horaklarınki gibi yanıp gitmiyor, kendi ışığını saçıyor. Havada iz bırakarak Yükselmiş'in üstüne göktaşı gibi düşüyor. Bedeni yere çalınırken, savurduğu patlama da göğe yöneliyor.
Önümde, yaratığın patlamasının açtığı yarıktan ancak birkaç metre uzakta, bir Ra'Horak ölen bir savaşçının bedenini kucağına almış. Kadının kendi kolu da, kalkanıyla arkadaşını korumaya çalıştığı için büyüden yanmış.
“Sen... Sen Suretlerden birisin,” diyor ama gözlerindeki çaresizliği görebiliyorum. Evet diyeyim diye yalvarırcasına bakıyor. Çünkü eğer Suretlerden biriysem onu kurtarabilirim. Arkadaşını kurtarabilirim. Çevremdeki Ra'Horak safları dağılmış, askerlerinse savaşmaya azimleri kalmamış.
O çok istediği büyüyle mızrağımı elime geri çağırırken cevap vermiyorum. Dönüşü, onu savuruşumun bir yankısı gibi. Üzerine Yükselmiş'in kanı bulaşmamış, sadece kum var. Yaratığın bedeni yalnızca sihirden ve taştan yapılmış.
Kadına adımı söylemek istiyorum. Ben Atreus, ben de bir zamanlar göklerin gücünün beni kurtaracağını sanan bir Ra'Horak'tım demek istiyorum... ama o adam öldü. Targon'un zirvesinde kardeşi Pylas'la birlikte can verdi. Onu Pantheon ve onun kendi eksiklikleri öldürdü. Ne kadar uğraşırsam uğraşayım ne Atreus'u geri getirebilirim ne de Pylas'ı. İlahın kendisi bile yok oldu. Takımyıldızı, gökyüzünden söküldü.
Cevap vermek yerine bir kere daha yaratığa dönüyorum.
Ra'Horak'a sadece, “Savaşmalısın,” diyorum. “Hepiniz savaşmalısınız.” Yükselmiş'in sihri azalmıyor ve çevremizdeki harap şehir yanmaya başlıyor.
Isıdan cama dönüşmüş kumlar üzerinde koşuyorum. Her patlama tüm dünyayı sarsıyor. Sanki yer ortadan ikiye yarılacak. Sadece gökler kalacak. Ama pes etmiyorum. Yerde, terk edilmiş balistalar görüyorum. Ra'Horaklar, yıkılan binalardan düşüp ufalanan molozlardan korunmak için kalkanlarını kaldırıyor.
“Savaşın! Savaşmak zorundasınız!” diye bağırıyorum daha da yüksek sesle. İlahların otoriterliğinin sesime bu denli yansıması hoşuma gitmiyor. Sonra Yükselmiş'in üstüne çullanıyorum, mızrağımı ona savuruyorum. Yüzünün yerinde övünçle taşıdığı kırık taş yarılıyor. Çok yakınına girdiğim için, gönderdiği patlamalar kalkanıma çarpıp beni geri itiyor. Mızrağımı yeniden savuruyorum ve kalkanımı kaldırarak Yükselmiş'in gazabını ucu ucuna savuşturuyorum.
Ayaklarım toprağa gömülüyor. Yükselmiş'in iradesinden doğan büyü üstüme yağarken karşı durmakta zorlanıyorum. Büyüsü zalimliği ve öfkesiyle daha da güçlenmiş. Dişlerimi sıkarak kalkanımla abanıyorum. Sihir gücü sekip her yöne dağılıyor. Harabeleri ve gökyüzünü yarıp hâlâ ikisinin de altında korkuyla beklemekte olan Ra'Horakların arasından geçiyor. Ellerim titremeye başlıyor. Hırıltılı sesimle savaşçılara değil, nefesimi sıkıştıran ciğerlerime rağmen kendime emrediyorum.
“Savaş...”
Yaratığın gözleri kısılıyor. Biliyor. Ayaklarımın altındaki toprağın gücünün tükendiğini biliyor. Benimkinin de. Yere düşüyorum. Mızrağımdaki sihir sönüyor. Başımdaki miğfer çıkıp tangırtılarla yuvarlanıyor. Öksüren yüzüm açıkta kalıyor.
Yere kan tükürüp kafamı kaldırmaya çalışıyorum. Ama Nerimazeth'te görebildiğim tek şey, az önce dikkatimi çeken kadın Ra'horak. Dumanlara ve kargaşayla çevrelenmiş. Arkaya, bana, ancak şimdi görebildiği gözlerime bakıyor... ve ilk defa Suret olmayan halimi görüyor. Son nefesi havada bulut olurken Pylas'ı kucağında tutan adamı görüyor.
Göğsüme dövmesi yapılmış yıldızları ve kaderimi tanıdı mı diye merak ediyorum. Ortalarından geçen yara izini fark etti mi diye düşünüyorum. Gözleri artık yalvarırcasına bakmıyor. Yaratık bir büyü patlaması daha yapmak için güç toplarken çıkan ışık onun da yüzünü aydınlatıyor. Kolunun feci yaralı olmasına ve arkadaşının hareketsiz şekilde yerde yatıyor olmasına rağmen kalkanını kaldırıp düşe kalka bana geliyor. Ölüm kadar kararlı ve kaçınılmaz.
Zor aldığım nefesler arasında öksürerek, “Adın... Adın ne?” diye soruyorum. Işık parlaklaşmaya devam ediyor.
Ra'Horak yanımda dururken sertçe, “Asose,” diyor ve patlamayı karşılamak için dönüp kalkanını kaldırıyor.
Yıkıntılar, her şeyi yakacak gibi ışıyan ve nihayet yakan imkânsız bir parlaklıkla doluyor. Sonra geriye sadece karanlık kalıyor. Ne güç var ortada ne de Suret. Asose'nin durduğu yerde artık hiçbir şey yok. Sadece hatıralarım var.
Ama yine de acıyla güm güm atan yara izimi hissedebiliyorum. Bana canlı olduğumu ve kendimi burada bulmamla sonuçlanan her anı hatırlatıyor. Zaferime kan bulaştırıp durma diyen silah arkadaşım Pylas... Hepimizin ölümün eşiğine geldiği barbar saldırısı... Targon'un zirvesinde çöküşüm... Ölümü yarıp geçerek beni yeniden uyandıran Darkin kılıcı... Dağda yetişen cennet buğdayları... Karasabanı bırakıp mızrağı alırken ellerime bulaşan çamur...
Hayatta kalamayacağını bile bile savaşan bir kadın yanıma gelip kalkanını kaldırmasa bütün bunlar boşa gidecek, hiçbir anlamları kalmayacaktı. Gücü ve yaptığı fedakârlık yıldızlarınkinden çok daha yüce. Benimkinden ve Suret'in beni kurtaran silahlarından çok daha üstün.
Bu fedakârlık boşa gitmeyecek.
Yaralı halde doğrulmaya çalışırken siperden çıkan Ra'Horakların gölgelerini görüyorum. Arkamdaki harabelerin merkezinde duran güneş kursunu karanlıkta bırakıyorlar. Ben de onlarla birlikte ilah olarak değil, insan olarak kalkıyorum. Benim inandıklarım, yani canını veren tüm faniler ömrümü bir an daha uzatıyor. Yaşamış ve ölmüş olan herkes aslında neden savaştığına, kimi sevdiğine ve gerçekte kim olduğuna karar vermek zorunda kaldığı bir an yaşıyor.
Bu cesaret karşısında ilahlar kim ki? Hepsi birer hiç.
Kaburgalarım ciğerlerime batıyor ama harabelerin içine doğru, “Asose!” diye haykırıyorum.
Ra'Horaklar, “Asose!” diye bağırarak cevap veriyor. Onlar da molozlar arasında ayakta duruyor. Yükselmiş, büyüsünü bir kere daha toplarken gölgeleri büyüdükçe büyüyor.
Ve benim yaralanmış olmama, ilahınsa ölmüş olmasına rağmen mızrağımın içindeki gücün bir kere daha tutuştuğunu hissediyorum. Miğferimin sorgucu yeniden alevleniyor. Savaşa çağrılıyorum. Ra'Horaklar mızraklarını bir kere daha fırlatıyor.
Savaş Takımyıldızı'yla birlikte yok olan bir yıldız, bir anlığına güneşten de güçlü parlıyor.
Kaybettiklerimiz İçin - Hikaye
ChromaX Theme
Forum Üyesi
Forum Üyesi
*
1
konular
109
mesajlar
1 Şub 2020
Kayıt Tarihi
5
Forum Puanı
Seviye: 9 [Level]
Toplam Puan: 198
Rütbe 21 / 217
92% kaldı

Rütbe
Aktiviteler 38 / 198
82% kaldı

Aktiviteler
Deneyim 70
30% kaldı

Deneyim
#2
16-03-2020, Saat: 12:25
Güzel Yazılmış ama çok uzun


Anahtar Kelimeler

Kaybettiklerimiz İçin - Hikaye, Kaybettiklerimiz İçin - Hikaye indir, Kaybettiklerimiz İçin - Hikaye Videosu, Kaybettiklerimiz İçin - Hikaye online izle, Kaybettiklerimiz İçin - Hikaye Bedava indir, Kaybettiklerimiz İçin - Hikaye Yükle, Kaybettiklerimiz İçin - Hikaye Hakkında, Kaybettiklerimiz İçin - Hikaye nedir, Kaybettiklerimiz İçin - Hikaye Free indir, Kaybettiklerimiz İçin - Hikaye oyunu, Kaybettiklerimiz İçin - Hikaye download


Benzer Konular...
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  LoL Yükselmek İçin Gerekli 3 Madde NicHolay 1 604 06-02-2020, Saat: 16:59
Son Mesaj: Baran Yılmaz

Foruma Git:

Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi

ForumCSDark